Ayyyy... resmen yaptım yaaaaa
Şimdi öncelikle şuna bir açıklık getireyim, hayatımı hep okuyarak ve çalışarak geçirdiğimden daha önce bahsemiştim. Son altı aydır evdeyim, ilk bir kaç ay yaza denk geldi yarı depresyon yarı gezmeceli geçti bitti. sonra ki bir ay depresyonla geçti, daha sonra ben kimim, neyim, allahım nerdeyim, ne yapmak istiyorumlarla geçti gitti. Hala ne yapmak istediğim bulmuş değilim ama akışına bıraktım artık, İlk önüme çıkacak fırsat kaderimdir çekerim...
Malum evde zaman geçirmek için bişeyler yapmak lazım, öyle çok ev işi yapmayı da sevmem, hemen sıkılırım falan. Bu fransız kurabiyelerini hep çok sevmişimdir. Evde kendim yapayım dedim, demez olaydım, neredeyse bir aydır araştırma yapıyorum aman ne zormuş. Millet yapmış tarifi vermiş, güzel güzel fotoları da koymuş, ama hepsi uyarmış çok zor gramajlar önemli, yumurtalar tam traş köpüğü kıvamında olmalı, tepsiyi üç kere sert bir zemine vurun aman ha dört değil mazallah çatlar bla bla bla...
Neyse ben malzemeleri aldım. Malzemeleri bulmak ayrı dert bu arada, badem unu, sıfır numara pudra şekeri falan marketlere girip soruyorum adamlar bana uzaylıymışım gibi bakıyor :) pudra şekerini normallerden idare etmek zorunda kalarak, tariflere harfiyen uyamasamda mesela traş köpügü kıvamı nedir bilemeden yaptım bişiler, normalde 12 adet çıkması gereken hamurdan sıkarken bir kısmını heba etmek süretiyle 7 tane çıkarmayı başardımmmmmmm ve gayette oldu yani. Bu ilk ve son denemem olabilir ama macaronlarımı çok seviyorum. Hemen her yerde paylaştım, buraya yazıyım sevincimi paylaşıyım istedim. Bu saçma oldu tabii insalık
için geri adım benim için büyük adım...
Eğer yapmak isteyenler olursa ve beni kaile alırlarsa derim ki gidin bir unlu mamüllere oh misss istediğiniz kadar alın afiyet olsun ;)
5 Aralık 2013 Perşembe
4 Aralık 2013 Çarşamba
hadi uykum nerelerdesin :(
Kendimi bildim bileli hep okul, is bir sekilde kosturmacaydi hayatim. Her gece gec yatip sabah yorgun uyaninca bu gece erken yaticam soz diyip yine gec uyuyanlardanim. Baskalarina verdigim sozler benim icin yemin niteligindeyken, kendim icin verdigim sozleri tutmazsam kendimi affederim ve biter.
Uyumak, uykuya dalmak benim icin tam bir trajedi. Butun gunu pcnin yada tvnin basinda hic bisey dusunmeden sadece izledigim yada yaptigim seye konstre gecirebiliyorken, is uyumaya gelince konstre ne demek unutuyorum, hatta varligimi unutuyorum, beynim uykuya dalmamak icin ne oyunlar, ne kurnazliklar yapiyor anlatamam, hayir ayni performansi gun icinde gosterse belki isinlanmayi falan bulucam o derece. Otlarmi icmedim, egzersizlerle mi denemedim neler neler ama yok.
Neyseki dun bir haber okudum ohhh beee dedim. Habere gore gec uyuyan insanlar erken uyuyanlardan daha zeki olurlarmis, yersen demeyin koca prof. calisip cabalayip bulmuslar teoriyi sagolsun gazeteci arkadaslarda haber degeri gorup yayinlamislar ve zeki ben gecenin ucunde neden uyuyamiyorum acaba diye nette arastirma yaparken okuyup yuppi yasasin uyumamak diyerek günesi selamladim. Simdi gitmeyelim isim var, yatagima uzanip tavani izleyerek ne kadar zeki oldugumu dusunucem.
Uyumak, uykuya dalmak benim icin tam bir trajedi. Butun gunu pcnin yada tvnin basinda hic bisey dusunmeden sadece izledigim yada yaptigim seye konstre gecirebiliyorken, is uyumaya gelince konstre ne demek unutuyorum, hatta varligimi unutuyorum, beynim uykuya dalmamak icin ne oyunlar, ne kurnazliklar yapiyor anlatamam, hayir ayni performansi gun icinde gosterse belki isinlanmayi falan bulucam o derece. Otlarmi icmedim, egzersizlerle mi denemedim neler neler ama yok.
Neyseki dun bir haber okudum ohhh beee dedim. Habere gore gec uyuyan insanlar erken uyuyanlardan daha zeki olurlarmis, yersen demeyin koca prof. calisip cabalayip bulmuslar teoriyi sagolsun gazeteci arkadaslarda haber degeri gorup yayinlamislar ve zeki ben gecenin ucunde neden uyuyamiyorum acaba diye nette arastirma yaparken okuyup yuppi yasasin uyumamak diyerek günesi selamladim. Simdi gitmeyelim isim var, yatagima uzanip tavani izleyerek ne kadar zeki oldugumu dusunucem.
3 Aralık 2013 Salı
SADECE YAZMAK İÇİN VARIM GALİBA...
Yazdığım zaman kendimi hafiflemiş hissediyorum, yıllardır ama yıllardır ne olursa olsun yazmak doğru yada yanlış bir çözüm yolu göstermiştir. Şu anda zor günler geçiriyorum ve yazmak iyi gelecek. Ama eskisi gibi kilitli günlük alıp yazıp yazıp sonrada atmak yada nerede dahi olduğunu unutmak yok, paylaşayım istedim. Hiç kimse okumasa da olur merak etmeyin. ben yayınladığını bileyim kafi.
Bazen diyorum şöyle çarpıcı bir roman yazayım. madem yazmayı bu kadar çok seviyorsun belki de yırtman için bir fırsat olur, ama nerde bugüne kadar yazdığım en uzun roman beş sayfa oda klasik türk filmi hikayesi, tabii proje aşamasında bakarsın tamamlarım ve şu harry potter!un yazarı gibi paralar paralar. Umut işte benim ekmeğim, sağolsun doyurmasada nefsimi köreltiyor. ben yine ciğercinin kedisi, başka başka hayatlara yalanıp duruyorum.
Hep bir arada kalmışlık var bende, eğitimi tam tamamlayamayışlık, kariyeri tam yapacakken bir yığın başa dert açıp yarım bırakılışlık, arkadaş seçimlerim bile öyle, müzik zevkim, film seçimler, eğlence anlayışım hep evrensel belli bir düzen yok yani sen neden zevk alıyorsan ben uyarım modu dolayısıyla herkesle arkadaşlık yapabilirim. Bu iyimi kötümü bilemiyorum ama tek bildiğim hala kendimi tam olarak bulamamış olmak. Okumadığım kişisel gelişim kitabı kalmadı demiyicem eminim ki var ama en az 5 tane kafadn bitirmişimdir. Hepsinin etkisi en fazla bir hafta sürdü. Okuyupda nirvanaya kavuşan varmı acep? Varsa alnından öpüyorum onu. Ben başaramadım.
Tek muvakkaf olduğum mevzu aşk. Oda yeter galiba, yani mutlu olmak için hatırı sayılır bır neden değil mi? Bundan sonra buralara yazarım artık aklıma ne gelirse. Giriş-gelişme-sonuç. Tıpkı hayat gibi doğum-büyüme-ölüm.
Yazdığım zaman kendimi hafiflemiş hissediyorum, yıllardır ama yıllardır ne olursa olsun yazmak doğru yada yanlış bir çözüm yolu göstermiştir. Şu anda zor günler geçiriyorum ve yazmak iyi gelecek. Ama eskisi gibi kilitli günlük alıp yazıp yazıp sonrada atmak yada nerede dahi olduğunu unutmak yok, paylaşayım istedim. Hiç kimse okumasa da olur merak etmeyin. ben yayınladığını bileyim kafi.
Bazen diyorum şöyle çarpıcı bir roman yazayım. madem yazmayı bu kadar çok seviyorsun belki de yırtman için bir fırsat olur, ama nerde bugüne kadar yazdığım en uzun roman beş sayfa oda klasik türk filmi hikayesi, tabii proje aşamasında bakarsın tamamlarım ve şu harry potter!un yazarı gibi paralar paralar. Umut işte benim ekmeğim, sağolsun doyurmasada nefsimi köreltiyor. ben yine ciğercinin kedisi, başka başka hayatlara yalanıp duruyorum.
Hep bir arada kalmışlık var bende, eğitimi tam tamamlayamayışlık, kariyeri tam yapacakken bir yığın başa dert açıp yarım bırakılışlık, arkadaş seçimlerim bile öyle, müzik zevkim, film seçimler, eğlence anlayışım hep evrensel belli bir düzen yok yani sen neden zevk alıyorsan ben uyarım modu dolayısıyla herkesle arkadaşlık yapabilirim. Bu iyimi kötümü bilemiyorum ama tek bildiğim hala kendimi tam olarak bulamamış olmak. Okumadığım kişisel gelişim kitabı kalmadı demiyicem eminim ki var ama en az 5 tane kafadn bitirmişimdir. Hepsinin etkisi en fazla bir hafta sürdü. Okuyupda nirvanaya kavuşan varmı acep? Varsa alnından öpüyorum onu. Ben başaramadım.
Tek muvakkaf olduğum mevzu aşk. Oda yeter galiba, yani mutlu olmak için hatırı sayılır bır neden değil mi? Bundan sonra buralara yazarım artık aklıma ne gelirse. Giriş-gelişme-sonuç. Tıpkı hayat gibi doğum-büyüme-ölüm.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)